
FOÇAGÜNDEMHABER - Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçeceğine ilişkin iddialar yaklaşık bir yıldır kamuoyunda konuşuluyordu. Sosyal medyada siyasetçiler bu ihtimali gündeme getiriyor, hatta CHP ve AK Parti milletvekilleri arasında bu yönde tartışmalar yaşanıyordu. Buna rağmen CHP’nin İzmir milletvekilleri, il ve ilçe teşkilatları, yönetim kurulu üyeleri ve diğer belediye başkanları büyük ölçüde sessiz kaldı.
Cemil Tugay ise AK Parti’ye geçeceği iddialarını reddediyor, böyle bir geçiş yapmayacağını kamuoyuna açıklıyordu. Ancak siyaset yalnızca verilen sözlere inanmak değil, olası gelişmeleri önceden değerlendirebilme ve tedbir alabilme sanatıdır.
Bugün Cemil Tugay’ın AK Parti’ye geçmesinin ardından, eski CHP’li, bugün yeni partili olan Tuncay Özkan başta olmak üzere bazı siyasetçilerin İzmir halkını meydanlara çağırarak protesto etme yönündeki tutumları gündeme geldi. Peki, bu ihtimal aylardır konuşulurken neden önceden güçlü bir siyasi sorgulama yapılmadı?
Asıl sorgulanması gereken, yalnızca parti değiştiren belediye başkanı değil, onu aday gösteren siyasi yönetimdir. Cemil Tugay’ı CHP’nin adayı yapan AK Partililer miydi? Elbette hayır. Onu aday gösteren, seçmenden oy isteyen ve arkasında duran CHP yönetimiydi. Öyleyse hesap yalnızca parti değiştiren kişiden değil, aday belirleme sürecini yürütenlerden de sorulmalıdır.
Ancak bugün yaşananlardan çıkarılması gereken daha önemli bir ders var: Testi kırıldıktan sonra dövmenin anlamı yoktur!
Nasrettin Hoca’nın oğlunu su testisiyle su almaya gönderirken dövdüğü anlatılır. Çevresindekiler, testi henüz kırılmadan çocuğu neden dövdüğünü sorarlar. Hoca’nın cevabı düşündürücüdür: “Testi kırıldıktan sonra dövmenin ne anlamı kalır?”
İşte CHP’li ve yeni partili seçmenin bugün yapması gereken de budur. Yarın başka bir belediye başkanı parti değiştirip seçmenin iradesini boşa çıkardıktan sonra meydanlara koşmak yerine, bugünden tedbir almak gerekir.
İl ve ilçe teşkilatları, parti yöneticileri ve seçmenler, kendi partilerinden seçilmiş belediye başkanlarına şimdiden açık bir mesaj vermelidir: “Parti değiştirmeyi düşünüyorsan yol yakınken kararını ver! Seçmenin oyunu aldıktan sonra değil, şimdi tercihini yap. Biz de irademizin ve oyumuzun hesabını buna göre verelim.”
Bu bir peşin suçlama değil, seçmenin iradesini korumaya yönelik siyasi bir uyarıdır. Amaç, kimseyi zorla bir partide tutmak değil; siyasi tercihini değiştirecek olanın bunu seçmeni yanıltmadan, açıkça ve zamanında yapmasını sağlamaktır.
İzmir halkı bugün protesto edecekse yalnızca Cemil Tugay’ı hedef almakla yetinmemeli, onu aday gösterenleri de sorgulamalıdır. Aynı zamanda gelecekte benzer olaylar yaşanmaması için parti teşkilatlarını ve belediye başkanlarını şimdiden uyarmalıdır.Çünkü siyasette asıl başarı, kriz çıktıktan sonra meydanları doldurmak değil, krizi doğurabilecek gelişmeleri önceden görüp tedbir almaktır.
Cemil Tugay’ın tercihi tartışılabilir. Ancak onu aday gösterenlerin sorumluluğu sorgulanmadan bu mesele kapanmaz.
Testi kırılmadan tedbir almak ise seçmenin siyasi sorumluluğudur.
İSMET FEDAİ ERDOĞ I 13.10.206