4 Ekim 2026 Pazar
DOLAR 49.18 ₺
EURO 55.40 ₺
STERLIN 65.36 ₺
G.ALTIN 6,542.72 ₺
BİLEZİK 6,052.26 ₺
BTC 84,449.64 $
ETH 2,670.59 $
BİST 0.00

    BAHADIR KOÇAK

    SİYASETTE DEĞİŞİM Mİ? OMURGASIZLIK MI?

    Yayınlama:

    Haber Resmi

    FOÇAGÜNDEMHABER - Merhabalar sevgili okurlarım…
    Türkiye’de genel seçimlerin ardından siyasetin dengeleri yeniden şekillenirken, son dönemde giderek artan bir siyasi hareketlilik dikkat çekiyor: Parti değiştirmeler, saf değiştirmeler ve “siyasette değişim” adı altında yaşanan siyasi geçişler…
    Elbette siyasette fikir değiştirmek, siyasi görüşünü yeniden değerlendirmek demokratik hayatın doğal bir parçasıdır. İnsan değişebilir, düşüncesini değiştirebilir, bir partiden ayrılıp başka bir partiye geçebilir.
    Ancak burada asıl tartışılması gereken şudur:
    Bu değişimler gerçekten siyasi bir fikir ve ilke değişikliği mi, yoksa makamı ve koltuğu koruma arayışı mı?
    Özellikle son dönemde belediyeler üzerinden yaşanan gelişmeler bu soruyu daha da önemli hale getiriyor.
    Bir tarafta yolsuzluk, zimmet, irtikap, taciz ve imar usulsüzlükleri gibi ağır iddialarla yürütülen soruşturmalar, gözaltılar ve tutuklamalar…
    Diğer tarafta ise henüz hakkında herhangi bir operasyon yapılmamış, hatta daha düne kadar iktidara karşı sert muhalefet yürüten bazı belediye başkanlarının ve beraberindeki meclis üyelerinin iktidar cephesine geçmesi…
    İşte tam da burada vatandaşın kafasında ciddi soru işaretleri oluşuyor.
    Neden?
    Çünkü siyaset yalnızca seçim kazanmak, makam sahibi olmak veya koltuğu korumak değildir.
    Siyaset aynı zamanda ilke, duruş, güven ve siyasi ahlak meselesidir.
    Düşünün…
    Bir belediye başkanı seçim döneminde vatandaşın karşısına çıkıyor, belirli bir siyasi parti adına oy istiyor. Seçmen de o partiye ve o siyasi anlayışa güvenerek oy veriyor.
    Aradan çok geçmeden aynı belediye başkanı, hiçbir açık ve ikna edici siyasi gerekçe ortaya koymadan başka bir siyasi partiye geçiyor.
    Peki o zaman şu soruyu sormak vatandaşın hakkı değil midir?
    “Ben sana oy verirken hangi siyasi kimliğine güvenmiştim?”
    Çünkü seçmenin verdiği oy yalnızca kişiye verilmiş bir oy değildir. O oyun içinde bir parti, bir program, bir siyasi anlayış ve bir söz vardır.
    Dolayısıyla seçmenin iradesini hiçe sayan her siyasi geçiş, ister istemez temsil ve siyasi etik tartışmasını beraberinde getirir.
    Daha da ilginç olanı ise iktidarın seçim dönemlerinde aday çıkarmakta zorlandığı, hatta bazı ilçelerde yüzde 70'lere varan oy oranlarıyla muhalefetin güçlü olduğu yerlerde, belediye başkanları ve onlara yakın bazı meclis üyelerinin iktidar saflarına geçmesidir.
    Burada elbette kimsenin siyasi tercih yapma özgürlüğünü tartışmıyoruz.
    Ama vatandaşın da sorma hakkını savunuyoruz.
    Neden şimdi?
    Neden seçimden sonra?
    Neden iktidarın zorlandığı ilçelerde?
    Neden bazı soruşturma ve operasyonların yaşandığı bir dönemde?
    Ve en önemlisi:
    Bu geçişlerin arkasında gerçekten bir siyasi düşünce değişikliği mi var, yoksa siyasi ve kişisel hesaplar mı?
    İşte vatandaşın kafasını karıştıran nokta tam olarak burasıdır.
    Çünkü siyasetçinin partisinden ayrılması tek başına mesele değildir.
    Asıl mesele, neden ayrıldığıdır.
    Bir siyasetçi “Ben artık bu siyasi anlayışla yol yürüyemiyorum” diyebilir. Bunun gerekçesini açıklar, kamuoyunun önüne çıkar, eleştirisini yapar ve yeni bir siyasi yol tercih eder.
    Buna kimsenin itirazı olamaz.
    Ama dün söylediğinin bugün tam tersini söylemek, dün eleştirdiği yapının bugün savunucusu olmak ve bunu yalnızca makamın veya siyasi geleceğin devamı adına yapmak, toplumda doğal olarak “ilke mi, çıkar mı?” sorusunu doğurur.
    Siyasette en tehlikeli şey ise insanların siyasete olan güvenini kaybetmesidir.
    Çünkü vatandaş sandığa giderken sadece aday seçmez.
    Güvenini teslim eder.
    Eğer seçmen, verdiği oyun ertesi gün farklı bir siyasi pazarlığın parçası olabileceğini düşünmeye başlarsa, demokrasinin en önemli dayanağı olan sandığa olan güven de zarar görür.
    Bugün Türkiye'nin ihtiyacı olan şey daha fazla siyasi kıvraklık değil, daha fazla siyasi omurgadır.
    Daha fazla makam hesabı değil, daha fazla ilke hesabıdır.

    BAHADIR KOÇAK I  04.10.2026 

    www.instagram.com/bahadir.kocak1