
FOÇAGÜNDEMHABER - Basın susarsa hakikat susar
Basın özgürdür, basın taraf tutmaz!
Bir ülkede basını susturmaya kalkarsanız, o ülkenin yalnızca basın özgürlüğüne değil, milletin haber alma hakkına da zincir vurmuş olursunuz.
Basın, birilerinin sesi olmak için değil, milletin sesi olmak için vardır. Eğer bir ülkede basın tek taraflı haber yapıyor, belli kişilerin konuşmasına imkân tanırken başkalarının sesini duyurmasını engelliyorsa orada ciddi bir sorun var demektir.
Basın, kimsenin şahsi malı, siyasi gücü veya çıkar kapısı değildir!
Her gazeteci, her basın kuruluşu; hakaret etmeden, haddini aşmadan, ahlak ve üslup çerçevesinde herkesi eleştirme hakkına sahiptir. İktidarı da muhalefeti de makam sahibini de sıradan vatandaşı da sorgulayabilmelidir.
Peki, neden eleştiriler hep belli kesimlere yöneliyor? Neden susturma girişimleri, kapatmalar ve cezalar söz konusu olduğunda toplumda çifte standart uygulandığı düşüncesi oluşuyor?
Her gün aynı kalemden çıkmışçasına tek taraflı haberleri milletin önüne koymak, gazetecilik başarısı değildir. Bu, gazeteciliği çıkar ilişkilerine teslim etme tehlikesidir.
Basının görevi alkışlamak değil, gerektiğinde sorgulamaktır!
Doğruya doğru, yanlışa yanlış diyebilmektir. Olumlu gelişmeleri de olumsuzlukları da yazısıyla, görüntüsüyle ve belgeleriyle halka sunabilmektir.
Bir başka meseleye de dikkat çekmek istiyorum.
Neden herkes korkar oldu?
Neden insanlar düşündüğünü söylemekten, gördüğü yanlışı dile getirmekten çekinir hâle geldi?
Makamlar geçicidir, mevkiler geçicidir. Şan, şöhret ve servet de geçicidir. Hiçbirimiz bu dünyada ebedî değiliz.
Bugün sahip olduğunuz makam yarın olmayabilir. Ancak söylediğiniz sözler, yaptığınız haksızlıklar ve sustuğunuz yanlışlar vicdanlarda yaşamaya devam eder.
İnancımız açısından da meseleye baktığımızda, haksızlık karşısında susmanın ne kadar ağır bir vicdani sorumluluk olduğunu unutmamalıyız.
Peki, biz ne zaman bu kadar sessizleştik?
Ülkemiz üzerinde oynanan oyunları, milletimizin yaşadığı sıkıntıları, geçim derdini, adaletsizlikleri ve toplumsal sorunları göremeyecek kadar makam, mevki ve çıkar peşine mi düştük?
Kendi koltuğunu milletin geleceğinden daha önemli görenler, halkın gerçek sorunlarına nasıl çözüm üretebilir?
Şunu herkes bilmelidir:
Bir ülkeyi zayıflatmak için her zaman silaha, bombaya ihtiyaç yoktur. Gerçeklerin susturulduğu, halkın tek taraflı bilgilendirildiği ve düşüncelerin baskı altına alındığı bir toplum, zamanla kendi gücünü kaybetmeye başlar.
Çünkü özgür düşüncenin olmadığı yerde sorgulama, sorgulamanın olmadığı yerde hesap verme kültürü zayıflar.
Benim için mesele kimin iktidarda, kimin muhalefette olduğu değildir. Mesele hak, hukuk, adalet ve milletimizin geleceğidir.
Bugün başkasına yapılan haksızlığa sessiz kalanlar, yarın aynı haksızlık kendi kapılarını çaldığında konuşacak kimse bulamayabilirler.
Unutmayalım!
Basın susturulursa milletin sesi kısılır.
Kalem korkarsa hakikat karanlıkta kalır.
Gazetecilik çıkar için değil, kamu yararı için yapılmalıdır.
Ve son sözüm şudur:
HAKSIZLIK KARŞISINDA SUSMAK, HAKSIZLIĞA ORTAK OLMAKTIR!
KİM NE DERSE DESİN, KALEME ZİNCİR VURULMAZ!
SERDAL ULU I 15.10.2026 I Foça Gündem Haber