
FOÇAGÜNDEMHABER - Geçtiğimiz günlerde Foça Belediyesi, siyasi tarihimize "ibretlik bir vaka" olarak geçecek türden bir dönüşüme, adeta bir siyasi depreme sahne oldu. Cumhuriyet Halk Partisi saflarında yer alan 8 meclis üyesinin topluca istifa edip Yeni Parti'ye geçişi, zaten ısınmış olan suları tamamen kaynattı. Ancak asıl şok dalgası, bu hamleyle eşzamanlı olarak –ya da kim bilir, belki de gayet planlı bir senkronizasyonla– CHP’li Belediye Başkanı Saniye Fıçı’nın da partisinden istifa edip AK Parti’ye geçmesiyle yaşandı.
Foça kamuoyunda haklı bir infiale ve derin bir tepkiye yol açan bu siyasi transferler, sadece isimlerin değil, siyasi ahlakın ve seçmen iradesinin de nasıl kolayca el değiştirebileceğini bir kez daha gözler önüne serdi. Bu yankılar sokaklarda dalga dalga büyürken, gözler elbette dengelerin altüst olduğu, kartların yeniden dağıtıldığı Belediye Meclisi'ne çevrildi.
Yeni aritmetik oldukça çarpıcı: Yeni Parti 8 koltukla ağırlığını koyarken, Cumhur İttifakı Başkan Fıçı’nın da katılımıyla sayısını 6'ya çıkardı. Koskoca Cumhuriyet Halk Partisi ise, Cenk Bakırlı ve Çiğdem Yenipazar’ın omuzlarında 2 kişilik mahzun bir gruba dönüştü.
İşte tüm bu kaosun gölgesinde, 7 Ekim’de gerçekleştirilen olağan meclis toplantısı, Foça siyasetinin röntgenini çekmek için mükemmel bir fırsattı. Başkan Saniye Fıçı, Ankara’da İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın rozet töreninde boy gösterdiği için meclise katılamadı. Oturumu, eski günlerdeki alışkanlıkların bir yansıması olarak Yeni Parti Meclis Üyesi Osman Yurtseven yönetti. Ve tam o an, Foça siyaset sahnesinde gişe rekorları kıracak o malum filmin vizyona girdiğini gördük: Kuzuların Sessizliği
Dile kolay, tam 2,5 yıl boyunca Foça Belediyesi’nde iktidar koltuğunda otururken tek bir çatlak ses çıkarmayan, Başkan Fıçı’nın her sözüne adeta kurmalı bir oyuncak gibi kafa sallayıp kayıtsız şartsız onay veren o meclis üyeleri, yine sahnedeydi. Ancak bu kez durum farklıydı; belediyeyi başka bir partiye kaptırmış, bir anda muhalefet saflarına savrulmuşlardı. Yeni Partili seçmenin beklentisi neydi peki? Siyasi bir refleks, bir itiraz, bir duruş... Fakat heyhat! Hepsi yine sus pus oturdu, hiçbirinin ağzını bıçak açmadı.
Bu trajikomik sessizliğin içinde, CHP’nin "kiracısı" konumunda olmaktan bir türlü kurtulamayan ve nasıl olduysa CHP İlçe Başkanlığı koltuğuna oturtulan Cenk Bakırlı’nın çırpınışları ise ayrı bir vehametti. Güya muhalefet yapmaya, hesap sormaya gelmişti ama kendi meclis geçmişiyle çelişen tutarsız ifadeleriyle meclis kürsüsünü bir komedi sahnesine çevirdi. Siyasette ciddiyetin bittiği o tarihi an, Bakırlı’nın dudaklarından dökülen şu patavatsız sözlerle kayda geçti: "Başkan Fıçı’ya abla dedik; yedik, içtik, güldük, eğlendik..." Bir siyasetçinin, koskoca bir ilçenin kaderini ilgilendiren bir ihaneti "yedik, içtik" seviyesine indirgeyerek serzenişte bulunmaya çalışması, muhalefetin içine düştüğü acizliğin en net özetidir.
Neyse ki, o iki kişilik grupta siyasetin onurunu kurtarmaya çalışan bir isim vardı: Çiğdem Yenipazar. Yenipazar, geçmişteki dik duruşundan zerre taviz vermeden eleştirilerini sıraladı ve en azından temsil ettiği seçmenin hakkını savundu.
Ancak meclisin en çarpıcı, en ironik ve belki de en haklı çıkışı AK Parti Meclis Üyesi Hüsnü Boztepe’den geldi. Karşılıklı atışmaların ortasında CHP'li üyelere dönerek, "2,5 yıldır neredeydiniz? Muhalefet yapmaya, konuşmaya yeni mi başladınız?" diyerek dalgasını geçti. Haklı mıydı? Sonuna kadar haklıydı. Boztepe'nin bu sözleri, meclisi takip edenlerde acı bir tebessüm bırakırken, o koltuklarda oturanların yüzünü kızartmaya yetmedi.
Şimdi gelelim asıl meseleye... Buradan, o güne kadar mangalda kül bırakmayan, sokaklarda eylem yapıp hak-hukuk nöbetleri tutan ama bugün Yeni Parti'ye geçen o sessiz meclis üyelerine seslenmek istiyorum:
Lütfen bize o kapalı kapılar ardında neler olduğunu anlatın! Ne gibi hesaplarınız, hangi ajandalarınız var? Neden o meclis koltuklarında dut yemiş bülbüle döndünüz? Bakın, İzmir Büyükşehir Belediyesi'nde CHP ve Yeni Parti meclis üyeleri sırf protesto etmek için meclis toplantısına katılmadı ve yeterli çoğunluk sağlanamadığı için o meclis açılamadı. Siz neden orada bostan korkuluğu gibi oturup, Foça’nın geleceğini ilgilendiren hiçbir konuda gıkınızı dahi çıkarmıyorsunuz?
İçten pazarlıklı hesaplarınız mı var? Üstü kapalı verilmiş sözleriniz, gizli mutabakatlarınız mı var? Anlatın bilelim. Anlatın ki Foça halkı bilsin. Biriniz de çıkıp, seçmen iradesine duyduğu saygının gereği olarak "delikanlı gibi" bir açıklama yapsın. Yapın ki, en azından "konuşma cesareti gösterdiler" diye sizi alkışlayalım. Yoksa aranızda AK Parti'ye geçmek için gizli planlar yapanlar, uygun zamanı ve zemini kollayanlar mı var? Söyleyin, dürüst olmak bu kadar zor değil!
Tüm bu tabloyu izlerken, insanın aklına ister istemez çocukluğumuzun o naif anılarından biri geliyor. Rahmetli Adile Naşit’in Uykudan Önce programında televizyon ekranından "Ah benim kuzucuklarım!" diye seslendiği o masum yüzler...
Fakat Foça siyasetindeki bu tablo masumiyetten çok uzak. Bu yüzden, bu ibretlik siyasi tiyatronun final cümlesi de o hatıradan, ancak bugünün acı gerçekliğinden gelsin:
Kuzuların Sessizliği tüm seanslarıyla Foça'da vizyonda... İyi uykular Foça!